İçeriğe geç

Faniyim fâni olanı istemem kimin sözü ?

Faniyim Fâni Olanı İstemem: Kimin Sözü, Neden Söylenmiş?

Bir gün Ankara’nın soğuk bir kış sabahında, kahvemi içerken içimi ısıtan bir cümle duydum: “Faniyim fâni olanı istemem.” Bu cümle beni öyle bir düşündürdü ki, o anda hemen aklıma pek çok şey geldi. Çocukluk yıllarımdan, şimdilerde üzerini düşündüğüm bir takım hayat derslerine kadar her şey bir anda birbirine bağlandı. Bu sözü söyleyen kişinin kim olduğunu, hangi koşullarda bu sözü sarf ettiğini merak ettim. Ve tabii ki, o an için daha da önemlisi, bu sözün bana ne anlatmak istediğiydi.

“Faniyim Fâni Olanı İstemem” Kim Söyledi?

Bu cümle, aslında çok daha derin bir anlam taşıyan bir söylemdir. Çoğu kişi bu sözü Hz. Mevlâna’ya ait olarak bilir. Mevlâna’nın şiirlerinde ve öğretilerinde derin bir felsefe vardır; hayatın geçici olduğunu ve asıl olanın, ebedi ve kalıcı olanla ilişki kurmak olduğunu vurgular. “Faniyim fâni olanı istemem” ifadesi de burada, insanın ruhsal olarak geçici ve dünyaya dair olan her şeyin zamanla yok olacağını kabul etmesi gerektiğini anlatır.

Ancak bu cümleyi duyduğumda, hemen aklıma gelen ilk şey Mevlâna değildi. Bir süredir ekonomi dünyasında ve iş hayatında geçici başarıların ve varlıkların ne kadar kısa süreli olduğunu gözlemliyordum. Bir yandan da sosyal medya üzerinde gördüğüm “anlık popülerlik” peşinden koşan insanları düşünüyordum. Mevlâna’nın sözleri, belki de benim tam şu an yaşadığım dünyayı açıklıyordu. Yani, “fâni olan” her şeyin geçici olduğunu bilmek, aslında derin bir yaşam becerisi, bir tür farkındalık.

Fani Olanı İstemem: Hayatın Geçiciliği ve Ekonomi

Ekonomi okumamın bana kattığı bir şey var: sürekli değişen bir dünyada, başarılar da, başarısızlıklar da geçicidir. Bir dönem yükselen bir sektör ya da kazançlı bir yatırım, birkaç yıl içinde değer kaybedebilir. Bu yüzden ekonomik sistemde, “fâni olan” çok fazla şey var. Kimse, bir kriz anında her şeyini kaybetmişken, “fâni olan” bir dünya için yaşadığını düşünmez. O anda herkesin ihtiyacı olan, gerçek, kalıcı değerlerdir.

Mesela, iş hayatımda pek çok insanın aynı hatayı yaptığını görüyorum. Bazen anlık kazançların ya da hızlı başarıların peşinden koşan insanlar, bir gün bu başarıların ellerinden kayıp gittiğini gördüklerinde, “ne oldu?” diye sorguluyorlar. İş dünyasında en değerli şey, sağlam bir temel ve uzun vadeli düşünmektir. Eğer sadece kısa vadeli kazançlar peşinden koşarsanız, sabah kalktığınızda işlerinizin ne olacağı belli olmaz. Yani, “fani olanı istemem” aslında kalıcı değerlerin peşinden gitmeyi anlatır.

Bir örnek vermek gerekirse, son dönemde Türkiye’de pek çok girişimci hızla parlayan yeni sektörlerde yer aldı. Yüksek teknoloji, finansal teknoloji (fintech) gibi alanlar oldukça popülerdi. Ancak sonrasında bu sektörlerdeki balonlar patladı ve çok fazla firma batmak zorunda kaldı. İnsanlar geçici başarılarla mutlu olabilirler, ancak fâni olanın peşinden gitmek, sonunda düşüşe yol açabiliyor.

Faniyim Fâni Olanı İstemem: Kişisel Hayatta Ne Anlama Geliyor?

Sadece ekonomik açıdan değil, kişisel hayatımızda da geçici şeylerin, yani “fani olanın” etkilerini sıkça görürüz. Çocukluğumdan aklımda kalan en belirgin anılardan biri, ailemi ve arkadaşlarımı büyürken gözlemlemekti. Çevremdeki insanlar, bazen geçici mutluluklar ve ödüller peşinde koşuyor, sonra da bu tatları kaybettiklerinde gerçekten neyin önemli olduğunu sorguluyorlardı.

Bir arkadaşım vardı, her yeni cep telefonunu alan biriydi. İlk başlarda “görkemli” hissettirdi, yeni telefonlar hep popülerdi ve sürekli gündemdeydi. Ama bir süre sonra, tüm bu telefonların ne kadar kısa sürede eskidiğini fark etti. “Fâni olanı istemem” dedikten sonra, artık eski telefonunu bile sevdiğini ve bir telefondan daha fazlasına ihtiyacı olmadığını söyledi. Bu tür küçük örneklerle, geçici şeylere değer vermemek gerektiğini daha iyi anlamış olduk.

Bununla birlikte, bu sözü sadece nesnelere değil, insan ilişkilerine de uyarlamak mümkün. İlişkilerde bazen anlık zevkler ya da kısa süreli tatminler peşinden koşarız. Ama hayatın sonunda önemli olan, birbirimizi anlamak, derin bağlar kurmaktır. Bu da aslında “fani olanı istemem” anlamına gelir; kısa vadeli tatminler ve sahte ilişkiler değil, kalıcı ve içten bağlar kurmak.

Sonuç: Fani Olanı İstemem, Kalıcı Olanı Aramak

“Faniyim fâni olanı istemem” ifadesi, ilk bakışta basit bir öğüt gibi görünebilir, ancak derinlere indiğinizde çok fazla anlam barındırır. Ekonomide, iş hayatında, kişisel ilişkilerde ve daha birçok alanda, geçici olanın cazibesine kapılmadan kalıcı değerlerin peşinden gitmek gerekir. Fâni olan geçici zevkler ve başarılar olsa da, gerçek anlamda tatmin sağlayan şeyler, derin, kalıcı ve anlamlı olanlardır.

Ve belki de bu yüzden, Mevlâna bu sözü öyle güçlü bir şekilde dile getirmiştir. Geçici olan her şey bir gün kaybolacak, ama gerçek değerler, zamanla daha da değerli hale gelir. Bu da demek oluyor ki, hayatın ve dünyanın geçici olduğunu kabul edip, kalıcı olanı aramak, aslında gerçek bir yaşam felsefesi haline gelir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
https://elexbett.net/betexper.xyz