Kayseri’de Bir Sabah: Unutkanlıkla Başlayan Hikâye
Sabahları Kayseri’nin o sert soğuğu camın kenarından içeri sızarken, ben genelde yarım kalmış düşüncelerle uyanıyorum. O gün de farklı değildi. Alarmı üç kez ertelemişim, telefon elimde, ekranın ışığı gözlerimi yakıyor ama zihnim sanki hâlâ uykuda. Bir şeyleri hatırlamaya çalışıyorum ama her düşünce elimden kayıp gidiyor.
Son zamanlarda bu durum sıklaşmıştı. Basit şeyleri unutuyordum. Bir arkadaşımın ismini, bir randevuyu, hatta bazen az önce ne düşündüğümü bile. İçimde tuhaf bir hayal kırıklığı büyüyordu. Sanki zihnim bana ait değilmiş gibi hissediyordum.
O sabah kendi kendime açıkça söyledim: “Ben neden bu kadar dağınığım?”
Zihnimin İçinde Dolaşan Sis
Gün içinde işler daha da zorlaşıyordu. Çalışırken bir cümleyi tamamlamadan başka bir düşünce araya giriyor, okuduğum paragrafı tekrar tekrar baştan okumak zorunda kalıyordum. En kötüsü de buydu: dikkatimin sürekli elimden kayıp gitmesi.
Bir noktada kendime şunu itiraf ettim: Bu sadece yorgunluk değildi. İçimde bir şeyler eksikti.
O sırada içimde büyüyen huzursuzlukla birlikte bir şey aramaya başladım. Ne olduğunu bilmediğim ama zihnimi toparlayacak bir şey. İşte o gün ilk kez “Sitikolin ne işe yarar?” sorusunu gerçekten merak ederek yazdım defterime.
Sitikolin Ne İşe Yarar? İlk Kez Duyduğumda Hissettiklerim
Sitikolin ismini ilk duyduğumda yabancı bir kelime gibi geldi. Tıbbi, uzak, biraz da soğuk. Ama ne zaman biraz araştırmaya başladım, zihnimde farklı bir pencere açıldı.
Sitikolin ne işe yarar? sorusunun cevabı aslında beynin içindeki iletişimle ilgiliydi. Beyin hücrelerinin birbirine daha sağlıklı sinyaller göndermesine yardımcı olan bir yapıdan bahsediliyordu. Hafıza, dikkat ve zihinsel berraklıkla ilişkilendiriliyordu.
Bunu okuduğumda içimde garip bir umut belirdi.
Ama aynı anda bir hayal kırıklığı da vardı.
Çünkü içimden şu geçti: “Demek ki ben gerçekten zorlanıyorum ve bunu düzeltmek için dışarıdan bir desteğe ihtiyaç duyuyorum.”
Bu düşünce beni biraz üzdü. Kendimi zayıf hissettim. Ama sonra bu hissin içinde uzun süre kalmadım.
İçimdeki Çatışma: Umut ve Şüphe
O gün akşam yürüyüşe çıktım. Kayseri’nin sokakları her zamanki gibi sakindi. İnsanlar kendi hayatlarına yetişmeye çalışıyordu. Ben ise kendi zihnime yetişemiyordum.
İçimde iki ses vardı.
Biri diyordu ki:
“Bu sadece geçici bir durum. Dinlen, toparlan, düzelirsin.”
Diğeri ise daha ısrarcıydı:
“Ya gerçekten zihinsel olarak destek alman gerekiyorsa?”
Sitikolin ne işe yarar? sorusu bu iç tartışmanın tam ortasında duruyordu. Sanki bir çözüm ihtimali gibi ama aynı zamanda bilinmez bir kapı gibi.
O an hissettiğim şey netti: umutla endişenin aynı bedende yaşaması.
Bir Arkadaşımın Hikâyesi: Değişimin Başlangıcı
Bir hafta sonra üniversiteden bir arkadaşım aradı. Onunla uzun zamandır konuşmamıştık. Sesinde daha sakin, daha toparlanmış bir hâl vardı. Eskiden çok dağınık biriydi, sürekli bir şeyleri unutur, yarım bırakırdı.
Bana değiştiğini söyledi.
Merakla nedenini sordum. Çok basit bir şey söyledi: “Bir süredir zihinsel olarak daha iyi hissetmeme yardımcı olan bir süreç içindeyim.”
Detay verdiğinde ilk kez Sitikolin adını ondan duydum.
O an içimde bir kıpırtı oldu. Hem kıskançlık hem merak hem de umut.
Ona direkt şunu sordum:
“Sitikolin ne işe yarar gerçekten, sende neyi değiştirdi?”
Cevabı netti ama abartısızdı:
“Zihnim daha az bulanık. Daha kolay odaklanıyorum. Unutkanlığım azaldı.”
Bu cümle beni derinden etkiledi. Çünkü “bulanıklık” kelimesi tam da beni anlatıyordu.
Kendi Zihnime Dönüş: Sessiz Bir Yüzleşme
O gece eve döndüğümde uzun süre oturdum. Telefon elimdeydi ama kimseye mesaj atmadım. Sadece düşündüm.
Kendime dürüst oldum:
Evet, son zamanlarda iyi değildim.
Evet, zihnim eskisi gibi çalışmıyordu.
Ve evet, bu beni korkutuyordu.
Ama aynı zamanda bir şey daha vardı: değişme isteği.
Sitikolin ne işe yarar? sorusunu artık sadece merakla değil, biraz da içten içe ihtiyaçla soruyordum.
İçimdeki duygular çok netti:
Kırılganlık
Umut
Korku
Ve garip bir şekilde yeniden başlama isteği
Günlüklerim ve Zihinsel Dağınıklık
Yıllardır günlük tutuyorum. Kendimi en iyi orada ifade ediyorum. Ama son aylarda defterlerim bile yarım kalmış cümlelerle doluydu.
Bir sayfayı açtım:
“Bugün yine…” diye başlayıp bitiremediğim onlarca cümle vardı.
O an içim burkuldu. Çünkü yazmak bile zor gelmeye başlamıştı.
Kendi kendime itiraf ettim: “Ben bile kendimi toparlayamıyorum.”
İşte o noktada Sitikolin ne işe yarar? sorusu benim için sadece bir bilgi arayışı değil, bir çıkış yolu arayışı haline geldi.
Denemeye Karar Verdiğim Gün
Bir sabah, kahvaltı masasında uzun uzun düşündüm. Pencereden dışarı bakarken Kayseri’nin gri gökyüzü bile zihnimdeki dağınıklığı yansıtıyor gibiydi.
Kendime şunu söyledim:
“Ya aynı kalacaksın ya da bir şeyleri değiştirmeyi deneyeceksin.”
Bu kadar basitti aslında.
Ve o gün bir karar verdim. Hayatımda ilk kez bilinçli olarak zihinsel performansımı desteklemeye yönelik bir adım atmaya karar verdim.
Ama bunu yaparken bile içimde bir tereddüt vardı. Çünkü insan, alıştığı dağınıklığı bile bazen kendisi gibi kabul ediyor.
Zamanla Değişen Küçük Şeyler
İlk günler çok büyük bir değişim olmadı. Zaten beklemiyordum da.
Ama küçük şeyler fark edilmeye başladı.
Bir konuşmayı daha rahat takip ediyordum.
Bir kitabı tekrar başa dönmeden okuyabiliyordum.
Ve en önemlisi, zihnimdeki o sürekli “kaçan düşünceler” biraz daha yerinde duruyordu.
Bir akşam yürürken bunu fark ettim.
İçimde garip bir sessizlik vardı. Kötü değil, huzursuz da değil… sadece daha düzenli.
O an kendi kendime sordum: “Sitikolin ne işe yarar?” sorusunun cevabını şimdi daha iyi anlıyor muyum?
Cevap net değildi ama his netti: evet, bir şeyler değişiyordu.
En Zor An: Beklenti ve Gerçeklik
Ama her şey mükemmel değildi. Bazı günler yine eski halime dönüyordum. Dalgınlık, unutkanlık, zihinsel yorgunluk geri geliyordu.
İşte o anlarda hayal kırıklığı hissediyordum.
Kendime kızıyordum: “Neden düzelmedim?”
Sonra durup düşünüyordum: “Belki de mesele hızlı düzelmek değil.”
Bu düşünce beni biraz sakinleştiriyordu.
İçimdeki insan tarafı diyordu ki:
“Her şey bir anda değişmez.”
İçimdeki sabırsız taraf ise itiraz ediyordu:
“Ama ben hemen iyi hissetmek istiyorum.”
Bugün: Daha Sessiz Bir Zihin
Şu an geriye baktığımda her şeyin bir süreç olduğunu daha iyi anlıyorum.
Sitikolin ne işe yarar? sorusu benim için artık sadece bir bilgi sorusu değil. Aynı zamanda zihinsel dağınıklıkla mücadele eden bir insanın kendini yeniden toplama hikâyesi.
Ben hâlâ unutuyorum.
Hâlâ dalıyorum.
Ama eskisi gibi kaybolmuyorum.
Zihnim artık daha az sisli.
Ve belki de en önemlisi, kendime karşı daha az sertim.
Son Bir İçsel Cümle
Bir gece defterime şunu yazdım:
“Zihin bazen dağılır, ama toparlanmayı da öğrenir.”
O cümleyi yazarken içimde tuhaf bir huzur vardı. Ne tamamen iyiydim ne de tamamen kötü. Ama en azından kendime karşı dürüsttüm.
Ve belki de tüm hikâyenin özü buydu.
Ayhanaktar olarak “Sitikolin ne işe yarar” konusunda sizlere faydalı olabildiğimizi umuyoruz. Diğer içeriklerimizi de incelemeyi unutmayın!
Önerdiğimiz İçerik: Sit alanına imar gelir mi ?